← Back to home
HadithFamilySünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Chapters on Marriage — Hadis No: 1902

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ دَخَلَ عَلَيْهَا فَسَمِعَ مُخَنَّثًا وَهُوَ يَقُولُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ إِنْ يَفْتَحِ اللَّهُ الطَّائِفَ غَدًا دَلَلْتُكَ عَلَى امْرَأَةٍ تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَخْرِجُوهُ مِنْ بُيُوتِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Translation

Nebi'in eşlerinden Ümmü Seleme (r.anha)'den rivayet edildiğine göre: (Taif in muhasarası esnasında) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun yanına girmiş. O sırada (Ümmü Seleme'nin kardeşi Abdullah bin Ebi Ümeyye (r.a.) ve kölesi Muhannes orada idiler.) Muhannesin Abdullah bin Ebi Ümeyye (r.a.)'e şöyle söylediğini efendimiz işitti: Eğer Allah yarın Taif'in fethini müyesser eylerse ben sana öyle bir (genç) kadın göstereceğim (yani senin için yakalıyacağım) ki (semizlikten karnı) dört büklüm karşılar, sekiz büklümle de arkaya döner. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «(Ey Mu'minler!) bu herifi evlerinizden çıkartınız.» buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Müslim ve İbni Hibban da bu hadisi rivayet etmişlerdir. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA... EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Source

Sünen-i İbn Mâce, 9/58 (No: 1902)

https://sunnah.com/ibnmajah/9/58

Sünen-i İbn Mâce — scholar's other content

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 4024

Hadith
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنِي هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ يُوعَكُ فَوَضَعْتُ يَدِي عَلَيْهِ فَوَجَدْتُ حَرَّهُ بَيْنَ يَدَىَّ فَوْقَ اللِّحَافِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَشَدَّهَا عَلَيْكَ قَالَ ‏"‏ إِنَّا كَذَلِكَ يُضَعَّفُ لَنَا الْبَلاَءُ وَيُضَعَّفُ لَنَا الأَجْرُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ النَّاسِ أَشَدُّ بَلاَءً قَالَ ‏"‏ الأَنْبِيَاءُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ الصَّالِحُونَ إِنْ كَانَ أَحَدُهُمْ لَيُبْتَلَى بِالْفَقْرِ حَتَّى مَا يَجِدُ أَحَدُهُمْ إِلاَّ الْعَبَاءَةَ يُحَوِّيهَا وَإِنْ كَانَ أَحَدُهُمْ لَيَفْرَحُ بِالْبَلاَءِ كَمَا يَفْرَحُ أَحَدُكُمْ بِالرَّخَاءِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) humma hastalığından yatakta iken yanına girdim. Sonra elimi O'nun üzerlne koyunca hararetini örtünün üstünde ellerimde hissettim ve: Ya Resulallah! Ateşinin şiddetine hayret ederim, dedim. O: «Biz (Nebiler) böyleyiz. Bizim için bela kat kat fazla olur ve sevabi da bizim için (bu oranda) kat kat fazla olur», buyurdu. Ben: Ya Resulallah! Hangi insanlar en şiddetli belaya uğrarlar? diye sordum. O: «Nebiler, buyurdu.» Ben: (Onlardan) sonra kimler? dedim. O: «Sonra salih insanlar. Onlardan herhangi biri fakirliğe cidden öyle mübtela olur ki büründüğü aba'dan başka hiçbir şey bulamaz ve biriniz mutlulukla sevindiği gibi onlardan herhangi birisi belaya uğramakla cidden sevinir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri güvenilir zatlardır

Marriage
Details →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 4025

Hadith
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ يَحْكِي نَبِيًّا مِنَ الأَنْبِيَاءِ ضَرَبَهُ قَوْمُهُ وَهُوَ يَمْسَحُ الدَّمَ عَنْ وَجْهِهِ وَيَقُولُ رَبِّ اغْفِرْ لِقَوْمِي فَإِنَّهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ ‏.‏

Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, Nebilerden birisinin halini (geçmişte bize) anlatırken sanki şu anda bakıyor gibiyim. O Nebi'yi kendi kavmi döğmüş (de kan içinde bırakmış.). Fakat o, yüzünden hem kanı siliyor, hem de: «Ya Rabbi! Kavmi mi mağfiret eyle! Çunkü onlar bilmiyorlar» diyordu. Diğer tahric: Bu hadisi Buhari, "Kitabü'l-Enbiya'da ve ''İstitabetü'l-Mürteddin" bölümlerinde, Müslim de "Kitabü'l-Cihad ve's-Siyer"de rivayet etmişlerdir

General
Details →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 4026

Hadith
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، وَيُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، وَسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ نَحْنُ أَحَقُّ بِالشَّكِّ مِنْ إِبْرَاهِيمَ إِذْ قَالَ ‏{رَبِّ أَرِنِي كَيْفَ تُحْيِي الْمَوْتَى قَالَ أَوَ لَمْ تُؤْمِنْ قَالَ بَلَى وَلَكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْبِي}‏ وَيَرْحَمُ اللَّهُ لُوطًا لَقَدْ كَانَ يَأْوِي إِلَى رُكْنٍ شَدِيدٍ وَلَوْ لَبِثْتُ فِي السِّجْنِ طُولَ مَا لَبِثَ يُوسُفُ لأَجَبْتُ الدَّاعِيَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Biz (ölülerin nasıl diriltileceği hususunda) şüphe etmeye İbrahim (A.S.)'dan daha layikiz: Hani İbrahim, Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster, dedi. Allah da: Yoksa (buna) inanmadin mı? buyurdu. O da: hayır inandım ve lakin kalbim tatmin olsun-iyice kanıp yatişsin, diye (istedim) dedi. Allah, Lut (A.S.)'a da rahmet eylesin. Hakikatte o, (misafirlerini kavminin kötü emelinden korumak için) pek muhkem bir sığınağa (Allah'a) sığınıyordu. Eğer ben zindanda Yusuf (A.S.)'ın kaldığı süre kadar uzun bir müddet kalsaydim (zindandan çikarmaya gelen) davetçi'ye (hemen) icabet ederdim. (Yani ben Yusuf gibi: Bana isnad edilen suç'un iftira olduğu soruşturulup anlaşılsın da zindandan öyle çıkayım, demezdim.)" BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

General
Details →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 4027

Hadith
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ أُحُدٍ كُسِرَتْ رَبَاعِيَةُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَشُجَّ فَجَعَلَ الدَّمُ يَسِيلُ عَلَى وَجْهِهِ وَجَعَلَ يَمْسَحُ الدَّمَ عَنْ وَجْهِهِ وَيَقُولُ ‏ "‏ كَيْفَ يُفْلِحُ قَوْمٌ خَضَبُوا وَجْهَ نَبِيِّهِمْ بِالدَّمِ وَهُوَ يَدْعُوهُمْ إِلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ}‏ ‏.‏

Enes bin M£lik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Uhud günü (savaş) olunca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in rebaiye dişi kırıldı, başı yarıldı, kan (mubarek) yüzünün üzerinden akmaya başladi. Sonra O: Bir Nebi, kavmini Allah (yolun)a çağırırken yüzünü kana boyayan o kavim nasıl iflah olur (azabtan kurtulur)? diyerek yüzünden kanı silmeye başladı. Sonra Allah (Azze ve Celle): "(Onları cezalandırmak veya affetmek hususunda) senin elinde bir şey yoktur.'' mealindeki ayetini indirdi. [Al-i İmean 128] Not:' Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri güvenilir zatlardır

General
Details →