← Back to home
HadithPrayer (Salah)Sünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 450

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَوْمًا يَتَوَضَّئُونَ وَأَعْقَابُهُمْ تَلُوحُ فَقَالَ ‏ "‏ وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ أَسْبِغُوا الْوُضُوءَ ‏"‏ ‏.‏

Translation

Abdullah bin Ömer (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), abdest alıp ökçelerine su değmediği görülen bir cemaat gördü. Bunun üzerine : «Ateşten azab olsun (abdestte yıkanmayan) ökçelere. Abdesti tam alınız.» buyurdu." Diğer tahric: Müslim ve Beyhaki, müteaddid yollarla Hadisi bu metinle tahric ettiler. Ayrıca Buhari ve Nesai de tahric ettiler. AÇIKLAMA : A'kaab: Akib'ın çoğuludur. Akib: Ökçe demektir. Veyl: Bu kelime muhtelif şekillerde manalandırılmıştır: Helak, en çetin azab, cehennemde kan ve irinden meydana gelen dağ, keder, yazık, maşakkat ve cehennemde bir dere olarak açıklanmıştır. El-Hafız İbn-i Hacer, El- Fetih'te Veyl kelimesinin manasında değişik sözler söylenmiştir. En kuvvetlisi, İbn-i Hibban'ın kendi sahihinde 'Ebu Said (r.a.)'den rivayet etliği şu mealddeki merfu' hadistir: »Veyl Cehennem'de bir deredir." Buna göre Veyl, özel isimdir. İsbağ: 45, babta izah edildiği gibi abdesti tam olarak almaktır. Hadis, Ebu Davud'un süneninde Abdestte İsbağ babında rivayet edilmiştir. Ravisi yine AbduIIah bin Ömer (r.a.)'dir. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'e ait olan metin buranın aynısıdır. Abdullah'a ait metin İse mealen şöyledir: «Resulullah (s.a.v.) ökçelerine su değmediği görülen bir cemaat gördü ... » EI-Menhel yazarı Hadisin açıklaması ile ilgili olarak şu bilgiyi verir. «ResuI-i Ekrem, anılan cemaati, abdestlerini bitirdikleri zaman görüyor ve ökçelerine su değmediği besbelli olduğundan Hadis'teki tehdidi ferman buyuruyor. Cemaatin ökçelerini yıkamamalarının sebebi hususunda şöyle denilmiştir: Anılan cemaat yeni müslüman olmuştu. Dini hükümleri yeni öğreniyorlardı. Ayakların çcğunu yıkamanın kafi geldiğini sanıyorlardı. Yahut bunlar ikindi namazının vakti daraldığı için çarçabuk abdest aldıklarında ökçelerine su değmediğinin farkına varmamışlardı. Nitekim Müslim'in AbduIIah bin Amr bin El-As (r.a.)'dan tahric ettiği Hadis'in rivayetinae İbn-i Amr (r.a.) şöyle söylemiştir: «Biz ResululIah (s.a.v.)'in refakatında Mekke'den Medine'ye döndük. Yolda bir su başına vardığımız zaman bir cemaat ikindi namazı için acele etti. Çarçabuk abdest aldı. Biz onların yanına vardığımız zaman ökçeleri, kuru kaldığından bembeyaz görülüyordu ... " Hadiste, abdest alınırken yıkanmayan ökçelere azab olsun buyurulmuştur. Abdestin, diğer uzuvları da aynı durumdadır. Hangisi yıkanmazsa aynı beddua onun içinde geçerlidir. Hadisin buyurulmasına neden olan hadisede ökçeler kuru bırakıldığı ve genellikle ökçelerin yıkanması ihmal edildiği için hadiste ökçeler söz konusu edilmiştir. Bazı bid'at ehli, mezkur cemaatin ökçelerinde necaset bulunduğunu ve bu nedenle Hadiste tehdit edildiklerini sanmışlar ise de bu zan tamamen yersizdir. Hadiste buyurulan tehdit cümlesinden sonra abdestin İsbağı (tastamam alınması) na ait emir, cemaatin abdest uzuvlarını iyice yıkamadıklarının ve kusurlarının bu yönden olduğuna delalet eder. Hadis'te "Ökçelere azab ... " parçasını Sindi şöyle açıklar; Fıkradan maksad, abdest alırken ökçelerini yıkamayı ihmal eden ökçe sahibIerine azab olsun. Yahut bu kusuru işleyenlerin ökçelerine azab olsun. Bu takdirde iyi yıkanmayan ökçelerin ta'zib edileceği bildirilmiş oluyor. HADİSTEN ÇIKARILAN HÜKÜMLER : El-Menhel yazarı hadisten aşağıdaki hükümlerin çıkarıldığını ifade eder: 1. Yıkanması farz olan abdest uzuvlarının her tarafının yıkanması farzdır. 2. Yıkanması farz olan abdest uzuvlarından birisinin ufak bir yeri bile yıkanmamış olursa alınan abdest sahih değildir. 3. Kişi, kendisine yüklenen farzlardan bir şey ihmal ederse Cehennem azabına mustahak olur. 4. Cahil'i bilgilendirmek ve irşad etmek meşrüdur. 5. Alim'in, dine aykırı gördüğü şeyleri reddetmesi, hatta ağır söz söylemesi matlubtur. EI-Menhel'de bildirilen hükümlerden başka şunlar da çıkarılıyor: 6. Abdest alırken ayakları yıkamak farzdır. Çünkü eğer meshetmek kafi gelseydi ökçeden bir yerin yıkanmamasından dolayı tehdit buyurulmazdı. 7. Ruhla beraber cesed de azab edilir. EhI-i Sünnet'in mezhebi de budur. Mütercim olarak bir tereddüdüm Elimde müellifin süneninden üç nüsha vardır. Bunlardan Muhammed Fuad Abdulbaki'nin tahkiki ile basılan nüshada Hadis'in ravisi AbduIIah bin Ömer (r.a.) gösteriliyor, Sünen-i Ebi Davud'un "İsbağu'I-Vudu" babmdaki ravi yine İbn-i Ömer'dir. Kenarında Sindi haşiyesi bulunan nüshamızda yine AbduIIah bin Ömer'den rivayet yapılıyor. Sindi haşiyesinde ise AbduIlah bin Amr geçiyor. Kenarında Miftahu'l-Hace haşiyesi bulunan nüshada ve kenarındaki haşiyede AbduIIah bin Amr diye yazılıdır. «Ökçdere azab olsun» mealindeki,' Buhari ve 'Müslim'de bulunan rivayetler içinde Abdullah bin Ömer'e dayanan bir rivayete rastlamadım. Fakat AbduIIah bin Amr'e dayanan müteaddit rivayetler buldumi!'. Elimdeki Tirmizi nüshası da Buhari ve Müslim gibidir. Hadis'in Ebu Hureyre, AbduIIah bin Aı r, Aişe, Cabir bin AbdiIlah, Abdullah bin EI-Haris, Muaykib, Halid bin El-Velid, Amr bin El-'As, Şurahbil bin Hasan ve Yezid bin Ebi Süfyan (r.a.)'den rivayet edildiğini beyan ederken, AbduIIah bin Ömer (r.a.)'den bahsetmez. Ancak Tirmizi şerhi Tuhfe yazarı, İbn-i Ebi Şeybe'nin İbn-i Ömer'den Hadisi tahric ettiğini yazar. Acaba müellifimiz, İbn-i Amr'dan ve İbn-i Ömer'den de tahric etmiş, yoksa İbn-i Ömer'in yazılışı bir matbaa hatası mıdır? HADİSİ RİVAYET EDENLER Müslim ve Beyhaki, müteaddid yollarla Hadisi bu metinle, bir de (454 nolu) metin halinde tahric etmişlerdir. Buhari, Nesai ve bir rivayetinde Müslim, Yusuf bin Mahik'in Abdullah bin Amr'dan şu mealdeki metni rivayet etmişlerdir: «Bir yolculuğumuzda. Resulullah (s.a.v.) bizden geride kalmıştı. İkindi namazı vakti girdikten sonra bize yetiştiğinde abdes almakla meşgul idik Çarçabuk abdestimizi bitirelim diye ayaklarımızı meshetmeye giriştik. Bunun üzerine ResuluIlah (s.a.v.) ; , «Ateşten azab olsun (abdestte yıkanmayan) ökçelere.» buyurdu.» Tahavi de hadisi Ahmed bin Dallud EI-Mekki'den rivayet etmiştir

Source

Sünen-i İbn Mâce, 1/184 (No: 450)

https://sunnah.com/ibnmajah/1/184

Sünen-i İbn Mâce — scholar's other content

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 425

Hadith
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ حُيَىِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمَعَافِرِيِّ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَرَّ بِسَعْدٍ وَهُوَ يَتَوَضَّأُ فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذَا السَّرَفُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَفِي الْوُضُوءِ إِسْرَافٌ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ وَإِنْ كُنْتَ عَلَى نَهَرٍ جَارٍ ‏"‏ ‏.‏

Abdullah bin Amr (Radiyallahu anhuma)'den: şöyle demiştir: (Bir gün) Sa'd abdest alırken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), onun yanından geçti ve: «Bu israf nedir?» buyurdu. Sa'd de : - «Abdestte israf var mı?» diye sorunca, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Akan bir nehir üzerinde bile olsan evet.» buyurdu. Not: Senedirıdeki ravilerden Huyey bin Abdillah ve İbn-i Lehia zayıf oldukları için isnadın zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : 423, 424 ve 425 nolu hadisler de abdest alınırken israf etmenin yasaklığına delalet ederler. Ebu Davud'un süneninde Abdestte İsraf Babı var. Tirmizi de Abdestte İsrafın Keraheti Babı diye bir bölüm ayırmıştır. EI-Menhel yazarı, israf babında şu bilgiyi veriyor: Nevevi demiştir ki: «Deniz kıyısında bile olunsa suda israf'ın yasaklığı hakkında alimlerin icma'ı vardır. en açık kavle göre bu israf tenzihen mekruhtur. Bazı arkadaşlarımız, haramdır, demişlerdir.» Kerahet kavli Cumhurun sözüdür. Su israfı, bir zarara veya bir malı zayi etmeye sebebiyet vermediği takdirde durum böyledir. Aksi takdirde haram olur. Hanefi alimlere göre, kişi. kendisinin malı olan veya mübah (= her işte kullanılabilen sahipsiz) su ile abdest aldığında israf etmesi tahrimen nıekruhtur. Ama nıescitlerdeki su gibi taharet için vakfedilmiş olan suda israf etmek ise haramdır

Halal & Haram
Details →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1360

Hadith
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ تِسْعَ رَكَعَاتٍ

Aişe (r.anha)'6an; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin dokuz rek'at namaz kılardı

Prayer (Salah)
Details →

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Dress — Hadis No: 3585

Hadith
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ دَخَلَ مَكَّةَ وَعَلَيْهِ عِمَامَةٌ سَوْدَاءُ ‏.‏

Câbir (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (fetih yılı) başında siyah bir sarık olduğu halde Mekke'ye girdi

Hajj & Umrah
Details →

Sünen-i İbn Mâce — Fasting — Hadis No: 1661

Hadith
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَامَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي السَّفَرِ وَأَفْطَرَ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yolculukta oruç (da) tutmuş, iftar da etmiştir. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai, Tahavi, Beyhaki ve Darimi de bu hadisi bir birine yakın lafızlarla rivayet etmişlerdir

Fasting (Sawm)
Details →